Almanya’da sosyal adaletsizlik ve ırkçılığa karşı 9 kilometrelik insan zinciri

Almanya'da ırkçılık ve sosyal adaletsizliğe karşı tepkiler dinmiyor. Berlin sokaklarını dolduran onbinlerce insan, ırkçılığa ve sosyal adaletsizliğe karşı insan zinciri oluşturdu

79

Berlin Haber – Almanya’nın başkenti Berlin’de 130’un üzerinde grup ve inisiyatifin çağrısıyla Berlin sokaklarını dolduran yaklaşık 20 bin kişi, ırkçılığı ve ayrımcılığı protesto etti.

Başkentte tarihi Brandenburg kapısı ile Hermann Platz arasındaki yollar öğle saatlerinden itibaren araç trafiğine kapatıldı. Protestoda sokaklara dolduran binlerce kişi, ellerindeki rengarenk şeritlerlerle görsel bir şölene de imza attı. Etkinlikte sık sık sosyal adaletsizliğe ve ırkçılığa karşı sloganlar atılırken protestocuların koronavirüs salgını önlemleri kapsamında belediyenin öngördüğü 3 metrelik temas uzaklığı ve maske takma zorunululuğuna uyma konusunda titiz davrandıkları gözlemlendi.

Irkçılıktan, sosyal adaletsizliğe, doğanın tahrip edilmesinden konut sorununa kadar pek çok konuda pankart ve dövizler taşıyan protestocular, ırkçılığa ve ayrımcılığa izin vermeyeceklerini, her hayatın önemli olduğunu ifade ettiler. Protestocular, kimsenin polis şiddeti nedeniyle ne Amerika Birleşik Devletleri, ne Avrupa ne de dünyanın herhangi bir bölgesinde ölmesini istemediklerini vurguladı.

Birgün’den Cemil Erdal Aykaç verdiği haberde Unteilbar inisiyatifinin yaptığı açıklamada da, “Berlin, Plauen, Vogtland, Chemnitz, Almanya çapında onbinlerce insan ırkçılığa karşı güçlü bir sinyal gönderdi. Hep birlikte dayanışmanın nasıl olması gerektiğini vurguladık. Adil ücret, çevre duyarlılığı ve ırkçılığa karşı bandlarımızı düğümledik. Sorumlulukla gösterdik ki: Dayanışma bu şekilde olur #SoGehtSolidarisch #unteilbar” denildi.

İnisiyatif protesto çağrısında da şu açıklamayı yapmıştı:

Kriz nedeniyle bölünmeyeceğiz!

Pandemi hepimizi etkiliyor, ama hepimizi eşit şekilde etkilemiyor. Daha önce adil olmayan, krizle birlikte daha da adaletsiz hale geliyor: Dünyada giderek daha fazla insanın varlığı tehdit altında ve sağlık hizmetlerine erişim olanağı yok. İlk ekonomik teşvik programlarındaki milyarlar öncelikle işverenlere fayda sağlıyor. Şimdi iklim korunmasına, sağlık sistemine, kültür ve eğitim sektörüne acil yatırım yapılması gerekiyor.

Paralel olarak ırkçılık, antisemitizm ve komplo söylemleri toplumsal olarak daha kabul edilebilir hale geliyor ve birlikte yaşamımızı tehdit ediyor. Buna kesinlikle karşıyız!

Bu şekilde devam edemez!

Birçoğumuzun yaşam koşulları daha da kötüleşiyor: Kiralarını ödeyemeyen veya evi olmayan, güvenli işleri olmayan insanlar; yurtlarda veya kamplarda yaşamak zorunda olan veya Avrupa’nın dış sınırlarında haklarından mahrum bırakılan mülteciler; ırkçılık, anti-semitizm ve ayrımcılıktan, hatta sağcı, ırkçı ve anti-semitik şiddetin kurbanı olan insanlar; risk gruplarının aile üyeleri, aile içi şiddet mağdurları ve geride bırakılan okul çocukları…

Halbuki hemşirelik, perakende satış ve çocuk bakımında koruyucu önlemlerin uygulanmasını mümkün kılanların çoğunu kadınlar oluşturuyor.

Dayanışmaya dayalı bir toplum için

Şimdi küresel krizin maliyetini kimin üstleneceğine, sonrası kimin daha güçlü ve zayıf hale geleceğine karar verilecek. Şimdi herkes için daha iyi bir yaşam için, ırkçılık karşıtı, sosyal ve iklim dostu bir toplum için beraber yürüyüp yürüyemeyeceğimize karar verilecek. Krizde bile dayanışma içinde olduğumuzu göstereceğiz- bizi bölmelerine izin vermeyeceğiz…

Bunun için taleplerimiz şunlardır:

Daha iyi çalışma koşulları ve herkes için iyi ücret

Göçmen işçiler için eşit haklar ve korunma koşulları.
Gelir ve ikamet statüsüne bakılmaksızın herkes için güvenli ve iyi konut.
Ekonominin demokratikleştirilmesi ve işletmelerdeki kararlara daha fazla katılım hakkı
Ekonomik açıdan güçlü ve servet sahibi olanların krizin maliyetini üstlendiği bir vergi sistemi.
Sosyal ve ekolojik açıdan adil ekonomik teşvik programları.
Krizden özellikle sert etkilenen ülkelerin desteklenmesi ve borçlarının iptali.
Koruma ve sığınma hakkı için insan haklarına aykırı yurt ve kampların dağıtılması; ⇒ ⇒ ⇒ Yunanistan kamplarındaki mültecilerin Almanya’ya kabulü.
Dayanışma sınır tanımaz! Krizle başa çıkmada insan hakları küresel standart olmalıdır
Irkçılık, anti-semitizm ve sağ terörizme karşı toplumsal bir anlaşma.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz